ÖZEL EĞİTİMİN TANIMI VE ÖNEMİ

   Özel eğitim, özel eğitim gerektiren bireylerin eğitim ihtiyaçlarını karşılamak için özel olarak yetiştirilmiş personel, geliştirilmiş eğitim programları ve yöntemleri ile onların özür ve özelliklerine uygun ortamlarda sürdürülen eğitimdir.

   Özel gereksinimi olan bireylerin, mümkün olan en erken dönemde, gereksinimlerine uygun eğitim ortamlarında, uygun yöntemler ve araç-gereçler kullanılarak desteklenmesi var olan kapasitelerini en üst seviyede kullanabilmeleri açısından önemlidir. Ayrıca bu bireylerin toplumca kendilerinden beklenen rol ve sorumluluklar ile gelişimsel görevlerini yerine getirebilmeleri, kendilerine en uygun özel eğitim hizmetinden yararlanabilmelerine bağlıdır.

 

                            ÖZEL EĞİTİMİN İLKELERİ

1)    Özel eğitim gerektiren tüm bireyler, ilgi, istek, yeterlilik ve yetenekleri doğrultusunda ve ölçüsünde özel eğitim hizmetlerinden yararlandırılır.

2)    Özel eğitime erken başlamak esastır.

3)    Özel eğitim hizmetleri, özel eğitim gerektiren bireyleri sosyal ve fiziksel çevrelerinden mümkün olduğu kadar ayırmadan planlanır ve yürütülür.

4)    Özel eğitim gerektiren bireyler için bireysel eğitim planı geliştirilmesi ve eğitim programlarının bireyselleştirilerek uygulanması esastır.

5)    Ailelerin, özel eğitim sürecinin her boyutuna aktif katılımlarının sağlanması esastır.

6)    Özel eğitim politikalarının geliştirilmesinde, özel eğitim gerektiren bireylerin örgütlerinin görüşlerine önem verilir.

7)    Özel eğitim hizmetleri, özel eğitim gerektiren bireylerin toplumla etkileşim ve karşılıklı uyum sağlama sürecini kapsayacak şekilde planlanır.

 

            BİREYSEL EĞİTİM PLANI (BEP) GELİŞTİRME

 

1)    Önemi ve İçeriği

   Ülkemizde her ne kadar sistemli bir şekilde uygulamasına rastlanmakla birlikte, Bireysel Eğitim Planı (BEP) özürlü ya da özel eğitim programına ve düzenine gereksinim duyan her bir çocuk için geliştirilmiştir. Bireysel Eğitim Planı özürlü çocuklara erken müdahale hizmetleri sağlayan bir çeşit ayrıntılı plandır. BEP; hedefleri, içeriği,  uygulamayı ve programın değerlendirilmesini kapsamaktadır. BEP güçlükleri olan çocukların ihtiyaçlarına ve yeteneklerine uygun bir eğitim sağlanması bakımından büyük önem taşımaktadır.

 

      BİREYSEL EĞİTİM PLANI GELİŞTİRME SAFHALARI

1)    Gönderme (havale)

2)    Ön teşhis

3)    Disiplinler arası Değerlendirme

4)    Bireysel Eğitim Planının Yazılması

 

 

 

                            ÖZEL EĞİTİMİN TARİHÇESİ

   ( 1700 – 1800 )

  • İlk sağırlar okulu 1755 yılında Fransa’da açılmıştır.
  • Özürlüler alanında ilk çalışmalar görme engelliler ve görme özürlüler alanında yapılmıştır. İlk 1873 yılında Paris’te körler okulu açılmıştır.
  • Bu okulu Almanya, Avusturya, Rusya izlemiştir.
  • 1830’larda Dr. Samwel Howe en çok birer yıl ara ile Boston, New York, Philadelphia körler okulunu açmıştır.

( 1800 – 1900 )

  • Grati efendi 1889’da İstanbul’da Sultan Ahmet’de Ticaret Mektebi’nin bir kanadında sağırlar okulu açmış daha sonra körler okulu eklenmiştir.
  • Özel eğitim alanında ilk kez bilinçli ve sistemli olarak 1889 yılında İstanbul Ticaret Okulu bünyesinde sağırlar okulu açılmıştır.

( 1900 – 1930 )

  • Cumhuriyete geçiş döneminde 1920’de İzmir Karşıyaka’da bir gönüllü kuruluş sağır, dilsiz, körler okulunun açılışını yapmıştır.

( 1930 – 1950 )

  • 28 Eylül 1945 tarihinde onaylanan Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın temel amacı, insan hak ve özgürlüklerini hiçbir ayrım gözetmeksizin insanların lehine kullanılmasını sağlamak konusunda uluslar arası işbirliğini sağlamaktır.
  • UNESCO 4 Kasım 1946 tarihinde kurulmuştur, merkezi Paris’tir. Amacı, insan haklarına saygı, eğitim hakkı, her türlü ayrımcılığa karşı mücadele, barışın korunması, yeni bir uluslar arası ekonomik düzenin kurulması gibi ilkelerin geliştirilmesi eyleme geçirme yolunda çaba harcamaktır.
  • UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) 1946 yılında üçüncü dünya ülkelerinin çocuklarına yardım sağlamak amacıyla kurulmuştur.
  • WHO (Dünya Sağlık Örgütü) 22 Temmuz 1946 tarihinde kurulmuştur. Salgın hastalıklara karşı hastalık kaynaklarının kaldırılması ve yaygınlaştırılmış aşamalar yoluyla başarılı çalışmalar yapmıştır. Türkiye, 1947 tarihinde bu örgüte katılmıştır.
  • İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, 10 Aralık 1948 tarihinde BM kurulu tarafından kabul edilen ‘’ insanlık ailesinin bütün üyeleri’’ nin medeni, siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel haklarını ilan eden İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin hukuksal olduğu kadar siyasi açısından da zorlayıcı bir gücü vardır.
  • 1949 yılında çıkarılan ‘’Korunmaya Muhtaç Çocuklar Yasası’’ ile yatılı özel eğitim kurumları için yasal koşullar hazırlanmıştır.
  • 1950’li yıllarda Altı Nokta Körler Derneği Eğitime ve Kalkındırma Derneği kurulmuştur.

  ( 1950 – 1970 )

  • 1961 Anayasası, engellilerin üretken haline getirilmesi ve özel eğitime ilişkin maddeler açıkça yer alırken İlköğretim yasası’na özel eğitimle ilgili hükümler konulmuş ve yasaya dayanılarak ilk defa özel eğitim yönetmeliği çıkartılmıştır.
  • 1965 yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi bünyesinde ‘’Özel Eğitim Bölümü’’ kurularak alanın gereksinimi olan özel eğitim öğretmenleri üniversite düzeyinde karşılanmaya başlamıştır.

( 1970 – 1980 )

  • 9 Aralık 1975 tarihinde Sakat Kişilerin Hakları Bildirgesi insan Hakları Bildirgesine ek olarak kabul edilmiştir.

 

  

Yorum (1) Yorum yaz!

Bir Küçücük Oğlancık Varmış

Bir küçücük oğlancık bir gün okula başlamış 
Pek mi pek akıllıymış. 
Okulu da pek büyükmüş. 
Ama akıllı çocuk sınıfına dışarıdan kestirme bir yol bulmuş. 
Buna çok sevinmiş. 
Artık okul ona kocaman görünmüyormuş. 
Bir zaman sonra bir sabah Öğretmen demiş ki: 
"Bugün resim yapacağız". 
"Ne güzel" demiş çocuk. 
Resim yapmasını çok severmiş. 
Her türlüsünü de yaparmış: 
Aslanlar, kaplanlar, tavuklar, inekler, trenler, gemiler. 
Mum boyalarını çıkarmış ve çizmeye başlamış. 
Ama öğretmen "Durun" demiş. 
"Henüz başlamayın"! 
Ve herkes hazır olana kadar beklemiş. 
"Şimdi" demiş öğretmen, 
"Çiçek çizmesini öğreneceğiz". 
"İyi" demiş çocuk. 
Çiçek çizmeyi çok severmiş. 
Ve pek güzellerini yapmaya başlamış 
Pembe, mavi, portakal mum boyalarıyla. 
Ama öğretmen "Durun" demiş. 
"Size nasıl yapılacağını göstereceğim". 
Yeşil saplı kırmızı bir çiçek çizmiş. 
"İşte" demiş öğretmen. 
"Şimdi başlayabilirsiniz". 
Küçük çocuk bir öğretmeninin resmine bakmış 
Bir de kendininkine. 
Kendininkini daha bir sevmiş. 
Ama bunu söyleyememiş. 
Kağıdını çevirip Öğretmenininki gibi 
Yeşil saplı kırmızı bir çiçek çizmiş. 
Bir başka gün 
Küçük çocuk dışarıdan sınıfa açılan kapıyı 
Becerdiğinde tam bir başına açmayı 
Şöyle demiş öğretmen: 
"Bugün çamurdan bir şey yapacağız". 
"Ne iyi" demiş çocuk. 
Çamurla oynamayı çok severmiş. 
Her şeyi yapabilirmiş onunla: 
Yılanlar, kardan adamlar, filler, 
Fareler, arabalar, kamyonlar. 
Başlamış çamuru 
Yoğurup sıkıştırmaya. 
Ama öğretmen demiş: 
"Durun! Daha başlamayın!" 
Ve beklemiş hazır olmasını herkesin. 
"Şimdi" demiş öğretmen. 
"Bir çanak yapacağız". 
"Güzel" demiş çocuk. 
Çanak yapmasını çok severmiş. 
Ve başlamış yapmaya 
Boy boy, şekil şekil çanakları. 
Ama öğretmen "Durun" demiş: 
"Size nasıl yapılacağını göstereceğim". 
Ve de göstermiş herkese bir büyük çanağın nasıl yapılacağını. 
"İşte" demiş öğretmen 
"Artık başlayabilirsiniz". 
Küçük çocuk bir öğretmenin çanağına bakmış. 
Bir de kendininkine. 
Kendininkini daha bir sevmiş 
Ama bunu söyleyememiş. 
Topağını yuvarlayıp yeniden 
Yapmış öğretmeninki gibi 
Derin bir çanak. 
Ve çok geçmeden 
Küçük çocuk öğrenmiş beklemeyi, izlemeyi, 
Ve herşeyi öğretmen gibi yapmayı. 
Ve çok geçmeden 
Başlamış kendiliğinden hiçbir şey yapmamaya 
Ama birdenbire 
Taşınıvermişler başka bir eve, 
Başka bir şehirde, 
Ve çocuk gitmiş başka bir okula. 
Bu okul daha da büyükmüş 
Öbüründen. 
Kestirme yolu da yokmuş dışarıdan 
Büyük basamakları çıkmak 
Ve uzun koridorlardan geçmek gerekirmiş sınıfa kadar. 
Ve daha ilk gün 
Demiş ki öğretmen: 
"Şimdi resim yapacağız". 
"Güzel" demiş çocuk. 
Ve beklemiş öğretmeninin 
Ne yapacağını söylemesini 
Ancak öğretmen bir şey söylemeden başlamış dolaşmaya. 
Küçük çocuğa gelince durmuş. 
Sormuş: "Resim yapmak istemiyor musun?" 
"İstiyorum" demiş çocuk. 
"Ne yapacağız" 
"Ne istersen" demiş öğretmen 
"İstediğim renk mi?" demiş çocuk. 
"İstediğin renk demiş öğretmen. 
"Herkes aynı resmi yaparsa ve aynı renkleri kullanırsa 
kimin neyi yaptığını ve neyin ne olduğunu nasıl anlarım ben?" 
"Bilmem", demiş çocuk. 
Ve başlamış çizmeye. 
Yeşil saplı kırmızı bir çiçeği. 

Helen Buckley (Çeviri: Jale Onur)

Yorum (yok) Yorum yaz!

GEMS Nedir?

     GEMS – Great Explorations in Math and Science (Fende ve Matematikte Büyük Araştırmalar) – heyecan verici etkili fen ve matematik etkinliklerini sınıflara taşıyan kaliteli ve esnek bir ders programıdır. Fermuarlı bir çanta içinde gerçekleşen kimyasal tepkimeden dev boyutlu sabun köpüklerinin oluşturulmasına, uzaydan geldiği söylenen garip yeşil bir maddeden güneş ısısı deneylerine kadar bütün GEMS etkinliklerinin amacı, temel bilimsel kavram ve yöntemleri açıklarken hayal gücünü etkilemektir. İlk olarak Lawrence Bilim Merkezi’nde geliştirilmiş ve ardından ülke çapında yüzlerce öğretmen tarafından sınanmış olan GEMS öğretmen kılavuzları, öğretmenlerin en çok fayda sağlayabileceği şekilde güncelleştirilmektedir.

     GEMS etkinlikleri, kolayca elde edilebilen, ucuz malzemelerle gerçekleştirilir ve özel bir fen ya da matematik eğitimi almış olmanızı gerektirmez. Öğretmen kılavuzlarında, her bir ünitede kullanılacak malzemeler hakkında ayrıntılı bilgi verilmekte ve etkinliklere nasıl hazırlanılması gerektiği anlatılmaktadır. Ünitelerin işlenme süreleri öğrencilerinizin durumuna bağlı olacaktır, ama önerilen süre 2 – 12 derstir. Ortalama bir ünitenin hangi sınıflar için önerildiği belirtilmektedir. Üniteler anasınıfından başlayarak onuncu sınıfa kadar kullanılabilmektedir. Bununla beraber, birçok öğretmen, etkinlikleri daha küçük ya da daha büyük öğrencilere uyacak şekilde değiştirmiştir.

     GEMS üniteleri, fen bilgisi eğitiminde “gözetimli keşif” yönteminin en iyi yönlerini yansıtmaktadır. Gözetimli keşif yöntemi bireylerin öğrenime doğrudan katılımını vurgular. Bu tür etkinlikler, sadece ders kitaplarının kullanıldığı yönteme oranla daha fazla güdülenme yaratmakta ve bilim adamlarının gerçekte ne yaptığının daha gerçekçi bir şekilde anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır. Daha da önemlisi, GEMS etkinlikleri öğrencilerin temel fen ve matematik kavramlarını anlamalarını ve günlük yaşamlarında gerek duydukları sorgulama alışkanlığını edinmelerini sağlamaktadır. GEMS “Bilim Şenliği Öğretmen Kılavuzları” sınıflarda gerçekleştirilebilecek bir dizi gösteriyi anlatmaktadır. Öğrenciler, ön planda oldukları rahat bir ortamda, belirli tek bir sonuca ulaşmalarının gerekmediği araştırmalarda görev almaktadır. Bilim şenlikleri okullarda ve kamuya açık alanlarda büyük gruplara yönelik olarak da düzenlenebilmektedir.

    

GEMS Projesinin Amaçları Nelerdir?

      GEMS Projesi şu amaçları gerçekleştirmek için etkinliğe dayanan bir yöntemi kullanmaktadır:

     - Bağımsız öğrenen ve eleştirel düşünebilen bireyler yaratmak.

·     - Öğrencilerin fen ve matematikteki öncü kavramları anlamalarını sağlamak.

·     - Temel fen ve matematik becerilerinin önemini göstermek.

     - Fen ve matematiğe karşı olumlu bir tutum edinilmesini sağlamak.  

     Hiç kuşkusuz bunlar ülkedeki birçok iyi öğretmenin de amaçları arasında yer almaktadır. Bu tür sonuçlara ulaşmak, en deneyimli fen bilgisi öğretmenleri için bile oldukça zorlayıcıdır. Bu kitap, bu amaçlara ulaşmak için çalışan sizlere, GEMS öğretmen kılavuzlarından daha çok faydalanabilmeniz için öneri ve bilgiler sunmaktadır. Bu kitabı herkes için daha da faydalı kılabilecek şekilde geliştirebilmemiz için yardımlarınızı bekliyoruz.

GEMS Yöntemi

 

     Tasarımları gereği GEMS etkinlikleri eylemle başlar. Kavramlar, öğrenciler konuyla tanıştıktan ve konu hakkında bir fikre sahip olup soru sormaya başladıktan sonra tartışılmaktadır. Önce yapıp sonra açıklamak şeklindeki bu yöntem, öğrencinin kendiliğinden harekete geçmesini, konunun temelindeki kavram ve fikirleri anlamak için gereken deneyimi edinmesini ve eleştirel düşünmesini sağlamaktadır. İdeal olarak öğrencileriniz, bu etkinliği gerçekleştirerek anlamalarını istediğiniz kavramlara sorularıyla kendiliklerinden yönelecektir.

 

     GEMS etkinlikleri öğrencilerin kendi başlarına buluş yapmalarına olanak tanımaktadır ve öğretmen kılavuzları size bu süreci destekleyip vurgulayan yöntemler önermektedir. Sizin kılavuzluğunuzdaki öğrenciler, sorgulamayı ve sonuç çıkarmayı öğrenerek daha iyi dünya modelleri oluşturacaktır. Bu gözetimli keşif yöntemi kısıtlı ders süresi içinde kavramları öğretmeniz ve işlem becerileri edindirmeniz için pratik bir yöntemdir.

 

     GEMS yöntemi sadece fen bilgisindeki işlem becerilerinin ve kavramların bir listesi değildir. Yaklaşım da önemlidir. Birçok öğrenci, lise çağına ulaştığında fen öğrenimi görmek isteyip istemediğine ve fende başarılı olup olmayacağına karar vermiş durumdadır. Her GEMS etkinliği öğrencilere fen bilgisinin eğlenceli olduğunu ve bilim yapabileceklerini göstermek için tasarlanmıştır. Bu yaklaşım, genel olarak bilime karşı olumlu bir görüş açısı yaratmak açısından olduğu kadar, öğrencilerinizin etkinlikler sırasında daha kapsamlı düşünmelerini sağlamak açısından da önem taşımaktadır.

 

     Bütün fen eğitimi programları belirli bir bilim görüşünü anlatır. GEMS etkinlikleri, bilimin yapısına ilişkin şu düşünceleri aktarmak için tasanlanmıştır:

 

·        Bilim sorgulamadır. Adli Tıp Kimyası’nda sorgulama bir hareket noktasından başlar: “Bu fidye notunu yazmak için hangi kalem kullanılmış?” Ooblek: Bilim Adamları Ne Yapar? dersinde öğrenciler hem sıvı hem de katı gibi görünen bir maddeyi araştırırlar. Öğrenciler doğal olarak, “Bu madde katı mı, yoksa sıvı mı? Dokunduğumda sert olmasına rağmen nasıl bu kadar akışkan olabiliyor? Bulunduğu yerden kaldırmaya kalkışırsam neler olacak?” gibi sorular sorarlar.

 

·        Bilim araştırmadır. GEMS etkinlikleri öğrencilerin kendi araştırmalarından doğan sorulara yanıtlar bulmasına kılavuzluk etmektedir. Öğrenciler, Balık Alanları Çizimi dersinde, sınıftaki akvaryumun ekolojik yapısını araştırmak için sistemli bir örnekleme tekniği kullanırlar. Kağıt Havlu Sınaması dersinde, hangi marka kağıt havlunun daha dayanıklı olduğunu bulmak için kendi deneylerini tasarlarlar.

 

·        Bilim ortak bir girişimdir. GEMS etkinlikleri, öğrencilerin takım halinde çalışmasını, bütün takımların deneyimlerine dayanan sonuçlar çıkartmasını ve bilimsel toplantılar düzenlemesini sağlayarak bilimsel gayreti harekete geçirmektedir. Örneğin Kovan Vızıltısı’nda ilkokul öğrencileri sınıfta bir arı kovanı yaparlar. Köpük – Bilim’de takımlar halindeki öğrenciler deterjan köpüklerinin çapını ölçer ve hangi marka deterjanın en büyük köpük balonunu çıkardığını saptamak için sınıf ortalamasını hesaplarlar. Lahana Kimyası’nda ev içindeki kimyasal maddeleri sınıflamak için bir toplantı düzenlerler. QUADICE bir takımdaki öğrencilerin diğer takımdakiler karşısında strateji geliştirmek için birbirlerine yardımcı oldukları ortak bir matematik oyunudur. Grup Çözümleri’nde, öğrenciler dört kişilik takımlar halinde, ancak hep birlikte çalışırlarsa çözebilecekleri problemlerin çözümünü bulmaya çalışırlar.

 

·        Bilim dünyanın anlamını bulmaktır. Bir bilim adamının amacı, olguları keşfetmek için sorulara yanıtlar bularak doğaya ve dünyaya gittikçe daha çok benzeyen modeller oluşturmaktır. GEMS üniteleri, öğrencilerin sorular sormasına, bu sorulara yanıt vermesine ve daha kapsamlı düşünsel modeller oluşturmasına yardımcı olan temel kavramları anlatmaktadır. Örneğin, Dünya, Ay ve Yıldızlar öğrencilerin dünyayı bir küre olarak algılamalarını ve bu modeli, ayın niçin biçim değiştirdiği ve dünyanın diğer tarafındaki insanların niçin düşmediği gibi soruları yanıtlarken kullanmalarını sağlamaktadır. Sıvı Araştırmaları’nda öğrenciler sıvıların özelliklerini öğrenerek maddeleri ve madde sınıflandırmalarını anlamaktadır.

 

Bilim Eğitimi Stratejileri

 

Sorular Niçin Bu Kadar Önemlidir?

 

     Öğretmenler değişik nedenlerden ötürü soru sorarlar. Öğrencilerin belirli bir konu hakkında o anda neler bildiklerini veya neler düşündüklerini bilmek isteyebilirler. Gördükleri, işittikleri, öğrendikleri şeylerin bazı özellikleri üzerinde dikkatlerini yoğunlaştırmaları için soruları kullanabilirler. Sorular aynı zamanda öğrencilerin sınıftaki deneyimleriyle diğer deneyimleri arasında bağlantı kurmalarına yardımcı olarak hatırladıkları diğer bilgi ve düşüncelerle işlenen konu arasında ilişki kurmalarını sağlamaktadır. Sorular öğrencilere kendi kendilerine mantık yürütme, gerçeklerle düşünceleri birleştirme ve sonuç çıkarma ya da kuram oluşturma fırsatı tanımaktadır. Soru sormakla bilimin en önemli aşamalarından biri olan kendi düşüncelerimizin ve sonuçlarımızın sorgulanması modelini de oluşturmaktayız.

 

     “İyi” sorular sormayı öğrenmek eğitimin en zorlayıcı yönlerinden biridir. İyi sorular konusunda hepimizin katılabileceği bazı düşünceler şunlardır: Bir tek yanıtı olmayan, “Niçin Ooblek’in akışkan olduğunu düşünüyorsun?” gibi  sorular, belirli bir tek yanıtı olan “Sıvının tanımı nedir?” gibi sorulara oranla öğrencilerin yaratıcı düşüncelerini daha çok desteklemektedir. Bazı sorular daha kapsamalı düşünmeyi gerektirmektedir ve böylece öğrenciler incelemeye, değerlendirmeye ve bilgileri yeni bir yolla birleştirmeye zorlanmaktadırlar. Diğer sorular sadece bilgi isterler. Her sorunun kendine göre bir yeri vardır.

 

     GEMS etkinlikleri öğrencilerin daha kapsamlı düşünmesini sağlayan uygun sorular önermektedir. Ama siz yine de sık sık, öğrencilerin söylediği ve yaptığı şeylere karşılık sorular oluşturmak zorunda kalacaksınız. Bir öğrenci size bir soru sorduğunda genellikle ilk strateji, “Bu iyi bir soru. Sen ne düşünüyorsun?” demektir. İkinci strateji, diğer öğrencilere düşüncelerini sormaktır. (Tanıdığımız bazı öğretmenler bütün öğrencilerin sorularını öğretmene sormadan önce, sıralarında birbirlerine sormalarını rahat sorgulama yapmakta ve düşüncelerini netleştirmek için kavramları daha rahat açıklamaktadır. Bir ortaklık oluşturulduğunda, kendi içlerinde türdeş olmayan küçük gruplar, bireysel farklı göz önünde bulundurmadan, diğerlerine karşı olumlu tavırlar sergilemektedirler.

 

MATH THEIR WAY

 

     Oyunla matematik programı. California Üniversitesi’nin desteklediği anaokulundan  6. sınıfa kadar matematik eğitiminde öğrencinin çalışmaya  katılımını sağlayan aktif matematik eğitimi sağlamaktadır. Küçük yaşlardan itibaren sayı kavramı ile tanışma, karşılaştırma yapma, gruplama yapma, tahminde bulunma, dizi, seri oluşturma, işlem özelliklerini anlama gibi matematikteki temel zihinsel süreçleri göz önüne alarak etkinlikler hazırlanmış.Aktiviteler Amerika’daki merkezden öğretmenlere atölye çalışmaları düzenleyerek öğretilir, özel malzemelerle  etkinlikler yapılır.Gems fen-matematik programı ile birbirini tamamlamaktadır.Özellikle 1. ve 2. sınıf öğrencileri matematik kavramları ile yeni tanışacağından  bu program hem öğrencilerin matematikten zevk almalarını sağlamakta, hem de daha sonraki eğitimlerinde matematiğe karşı olumlu bir tutum edinmelerinin sağlamaktadır.

 

     Milli Eğitim Bakanlığının  bütün okullarda uygulanan yeni matematik programı malzemeleri ve hedefleri ile uyuşmaktadır. Bu program aktiviteler konusunda öğretmenleri y bilgilendirebilir ve yöntem konusunda yardımcı olabilir. Programla ilgili uygulamalar sonucuna göre aktiviteye dayalı matematik eğitimi öğrencilerin temel kavramları doğru anlamalarına, 4 işlem becerisinin gelişmesine ve matematik dersinin çok sevmelerini sağlamaktadır.

Yorum (3) Yorum yaz!

Hepsi oyuncu, hepsi tuvalet eğitimi almış, insancıl ve çok akıllı. Ücretsiz olarak verilecektir.
İstanbul içi olması tercih sebebidir. İletişim için 0505 263 32 42 Deniz Hoca ile görüşebilirsiniz.


Yavrular artık bizimle değiller, kendilerini çok severek alan aileleriyl birlikteler.
çok özledim onları








Yorum (7) Yorum yaz!

ÇOCUK GELİŞİMİ VE OKULÖNCESİ EĞİTİMLE İLGİLENEN HERKESİN YAKINDAN BİLDİĞİ ATALAY YÖRÜKOĞLU HOCANIN PULSUZ DİLEKÇESİNİ YAYINLAMAK İSTEDİM ANNE BABA VE ÖĞRETMENLERİN SIK SIK OKUMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM.

NE DERSİNİZ?

 

 

PULSUZ DİLEKÇE

Sevgili anneciğim, babacığım;

Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim: Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın. Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her zaman koruyup kollamayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Bırakın kendi işimi kendim göreyim. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım?

Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutamayınca sizlere güvenim azalıyor.

Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum.

Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder. Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır. "Ben senin yaşında iken..." diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım.

Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Bana yanılma payı bırakın. Beni, korkutup sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın. Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın. Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.

Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun. Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni destekleyin; hiç değilse çabamı övün. Beni başkalarıyla karşılaştırmayın; umutsuzluğa kapılırım.

Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın; bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın; yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunaltsam bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben de sizi yabancıların önünde güç durumlara düşürebilirim.

Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine, beni size daha çok yaklaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.

Biliyorum, ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdikleriniz yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın. Benden "Örnek çocuk" olmamı istemezseniz, ben de sizden kusursuz ana-baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter.

Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim.

Sevgiler, Çocuğunuz.

Kaynak: Yörükoğlu, Atalay, Prof. Dr. (1982). Çocuk ruh sağlığı: çocuğun kiıilik gelişimi, yetiştirilmesi ve ruhsal sorunları. Ankara: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Yorum (1) Yorum yaz!

YİNE HERKESİN BİLDİĞİ YA DA BİLMESİ GEREKEN ÖNEMLİ BİR KONU

LÜTFEN BURADA YAZILANLARI HİÇ BİR ZAMAN UNUTMAYALIM!

 

 

ÇOCUK HAKLARI

Ben çocuğum, on sekiz yaşına kadar bir çocuk olarak vazgeçilmez haklara sahibim.

Burada yazılı olan haklar, bütün çocuklar içindir; beyaz çocuk, kara çocuk, kız çocuk, erkek çocuk fark etmez. Doğduğumuz yer, konuştuğumuz dil de fark etmez. Büyüklerimizin inançlarının, görüşlerinin farklı olması yüzünden çocuklara ayrım yapılmaz. Bu haklara sahip olmak için çocuk olmak yeterlidir.

Büyükler çocuklarla ilgili bütün yasalarda, bütün girişimlerde önce çocukların yararlarını düşünürler. Büyüklerimiz bu ödevlerini yapamıyorsa devlet çocuklara bakar ve korur.

Burada yazılı olan haklarımın uygulanması için gereken her türlü çaba gösterilir. Haklarımdan yararlanmam bütün devletlerin güvencesi altındadır.

Bizi büyüten, yol gösteren büyüklere bizi daha iyi yetiştirsinler diye yardım edilir.


Çocukların yaşamını korumak herkesin ilk görevidir. Yaşamak her çocuğun en temel hakkıdır.

Her çocuğa doğduğunda bir isim konur. Devlet bu ismi kaydeder. Çocuğa kimlik verir. Artık çocuk o devletin vatandaşı olur.

Konan ismim, kazandığım vatandaşlık hakkım ve aile bağlarım korunur. Bunları değiştirmek için baskı uygulanmaz. Bunlar benden alınırsa bütün devletler ona karşı çıkar.

Çocuğu ailesinden kimse koparıp alamaz. Ama bazen de anne baba çocuğa bakamaz durumda olabilir. Çocuk bu durumdan zarar görebilir. Çocuk zarar görmesin diye çocuğa başka bir bakım sağlanır. Bu bakım sırasında çocuk anne ve babasıyla düzenli görüşebilir.

Ayrı ülkelerde yaşayan anne baba ve çocukların birlikte yaşamaları için her türlü kolaylık gösterilir.

Çocuklar anne ve babalarının birlikte izni ve haberi olmadan başka ülkelere götürülmezler, oralarda bırakılmazlar. Bunu yapanlara karşı mücadele edilir.

Beni ilgilendiren konularda benimde görüşlerim alınır. Büyükler beni dinlerler. Düşüncemi öğrenmeye özen gösterirler. Çok küçüksem bir büyük de benim adıma konuşabilir.

İsteklerimi ve düşüncelerimi seçtiğim bir yolla açıklayabilirim, resmini çizebilirim yada yazabilirim. Ama bazı konularda başka kişiler ve toplum zarar görecekse o konudaki kurallara da uymam gerekir.

Biz çocukların düşüncelerini geliştirmeleri ve istedikleri dini seçmeleri hakkına saygı gösterilir. Bu konuda bizi yetiştirmekle yükümlü olan büyüklerimizin de bize yol gösterme hakları ve görevleri vardır. Onlara da saygı gösterilir.

Arkadaşlarımla barış içinde toplanabilirim. Dernekler kurabilirim. Kurulu derneklere üye olabilirim. Çocuklar onurlu ve saygın birer insandır. Hiç kimse onların onurlarını kıramaz, onları küçük düşüremez yaşadığı konut ve kurumdaki özel yaşantısına karışamaz. Bu haklarımız yasalarla korunur.

Yetiştirilmemizden en başta anne babamızın ya da onların görevini üstlenen büyüklerimiz sorumludur. Onların bu görevlerini en iyi biçimde yapabilmeleri için her türlü kolaylık sağlanır, gerekiyorsa yardım edilir.

Yetişmemizden sorumlu olanlar bu haklarını çocuklara zarar verecek şekilde kullanmazlar.

Çocukların bu türlü zararlara uğramaması için her türlü önlemi alma devletin görevidir.

Çocuklar ailelerinden yoksun kalabilirler. Bazı aile ortamları ise çocuklar için yararlı olmayabilir. İşte o zaman çocukların devletten özel koruma ve yardım alma hakları vardır. Anne babasıyla birlikte olamayacak çocukların aile yoksunluğu çekmemesi için onlara iyi aileler bulunur. Bunun için çok dikkatli bir araştırma yapılır.

Çocuklar başka ülkeye gitmek zorunda kalırsa, o ülkede çocukları korur. Birbirinden ayrı kalan anne ve baba birleştirilmeye çalışılır.

Özürlü çocuklar özel olarak korunurlar. Kendilerine yeten birer saygın insan olmaları sağlanır. Devlet onların bakımları eğitimleri ve iş sahibi olmaları için gerekli kurumları oluşturur. Ailelerine her türlü yardımı yapar.

Sağlığım ve hastalıklardan korunmam devletin ve toplumun güvencesi altındadır. Bunun için beslenmeme, aşılarımın yapılmasına, çevrenin temizliğine dikkat edilir. Hastalanırsam tedavi edilirim.

Kreşler, çocuk yuvaları, yurtlar, okullar, çocuk hastaneleri çocukların haklarına uygun olarak, çocuklara daha iyi bakmak için yeniden düzenlenirler.

Bütün çocukların sağlıkları, eğitim hakları, beslenme ve bakımları güvence altına alınır. Bana bakmakla yükümlü olanlara bana daha iyi bir yaşam sağlamaları için gerekirse giyim, barınma ve beslenme konularında yardım edilir, destek olunur.

Eğitimi eksiksiz yapabilmem için desteklenir ve korunurum. İlköğretim herkes için parasızdır, kız olsun erkek olsun her çocuk için zorunludur.

Boş zamanlarımı değerlendirmem, oynamam, eğlenmem için oyun bahçeleri, çocuk kulüpleri, kitaplıklar,spor okulları açılır. Her çocuk böyle faaliyetlere özendirilir. Bunlardan yararlanmak hepimizin hakkıdır.

Ben çocuğum; büyükler gibi bir işte çalışamam. Ben okula gider ve oynarım. Eğer çalışmak zorunda kalırsam yapacağım iş eğitimime engel olmamalı, sağlığımı bozmamalı, bence zararlı alışkanlıklar yaratmamalıdır.

Çocuklar zararlı maddelere karşı korunurlar. Bunları üretenler ve çocuklara verenler cezalandırılır. Bedenim bana aittir. Beni bedensel ve ruhsal yönden örseleyecek hiçbir yaklaşıma izin verilmez.

Çocukları kaçırıp kötü kişilere satan, onları uygunsuz şekilde çalıştırmak isteyenlerle tüm devletler mücadele ederler. Çocukları korurlar.

Büyükler kendi çıkarları için çocukları kullanmazlar.

Hiçbir çocuk insanlık dışı yöntemlerle yada aşağılanarak cezalandırılamaz. Çocuklar suç işlemişse uygulanacak cezalar yaşına uygun, gelişmelerini engellemeyecek ve eğitsel olmalıdır.

İnsanların birbirini öldürmesi kötüdür. Savaş insanların birbirini öldürmesidir. Çocuklar savaştan korunmalıdır. On beş yaşından küçük hiçbir çocuk askere alınmaz.

Eğer çocuklar çeşitli nedenlerle zarar görmüşlerse bedensel ve ruhsal sağlıklarına yeniden kavuşmaları için tüm önlemler alınır. Yeniden topluma kazandırılırlar.

Çocuklar suçun ne olduğunu bilmezler. Bilerek ve isteyerek kimseye zarar vermezler. Suç işleyen çocukların yeniden topluma kazandırılması için özel yasalar çıkarılır, özel kuruluşlar oluşturulur.

Eğer bir ülkenin yasaları bu çocuk hakları sözleşmesine uygunsa değiştirilmez. Değilse değiştirilir.

Çocukların haklarına ilişkin tüm bu ilkeleri hem çocuklar hem de büyükler öğrenmeli ve öğretmelidir. Bu nedenle bu bildirge "büyükçeden" "çocukçaya" çevrilmeye çalışılarak oluşturulmuştur.

"Çocuk Haklarına Dair Sözleşme" 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ve 9 Aralık 1994 tarihinde T.B.M.M. tarafından kabul edilmiştir.

Yorum (5) Yorum yaz!

 

İstediğiniz davranışları nasıl arttırabilirsiniz?

a) Överek

b) Gülümseyerek, sarılarak, öperek

c) Sevdiği bir işi yaparak ( Örneğin bir öykü okuyarak, TV de sevdiği bir programı izlemesine izin vererek, parka götürerek gibi.)

d) Küçük bir hediye vererek ( Örneğin bir paket şekerleme gibi)

 

Unutmayın ki çocuk ödüllendirildiğinde başardığını anlayacaktır, ve bu onun bu davranışı sürdürmesini güçlendirecektir.

Unutmayın ki, övgü ana babalarında kendilerini iyi hissetmelerini sağlar, devamlı eleştirmek ve tehdit etmek ana babaların da kendilerini kötü hissetmelerini sağlar.

Unutmayın istediğiniz davranışı  övün ve istemediğiniz davranışı görmezden gelin.

Olumlu davranışları hemen, açık bir biçimde ve her seferinde ödüllendirin. Çocuğunuza sizin hoşunuza giden şeyin ne olduğunu söyleyin. Olumsuz davranışları her seferinde tutarlı biçimde görmezden gelin.Bu davranışı başkasının ödüllendirmesine izin vermeyin.

Olumsuz davranışlarıyla ilgi çektiklerinde çocuklar sıklıkla bu durumdan hoşnut olurlar.

Onlara dargın olduğunuz zaman bile aslında onlara ilgi göstermiş olursunuz bu nedenle yalnızca görmezden gelmeye çalışın.

Bağırarak, vurarak, küserek de olsa ilgilenmek istenmeyen davranışları arttırır.

Eğer onun şeker yemesini istemiyorsanız bu isteği duymazdan gelin, hiç pes etmeyin. Bunu her şeker isteyerek ağladığında yapmalısınız.

BAZEN İSTENMEYEN DAVRANIŞLARI GÖRMEZDEN GELMEK MÜMKÜN OLMAYABİLİR

Eğer davranışlar tehlikeli ve yıkıcı ise o zaman HAYIR demek zorunda kalabilirsiniz ya da onu oradan uzaklaştırmak ve hareketlerini kısıtlamak gerekebilir.

Sürekli eleştiri bir süre sonra çocuk için anlamsızlaşır. Eğer HAYIR sözünü çok sık duyarsa kulaklarını tıkamaya başlayacaktır. Bu nedenle HAYIR demenizin çok önemli olduğuna karar verdikten sonra bunu sürdürmelisiniz.

Ana babaların yerine getiremedikleri boş tehditleri bir süre sonra çocuğun ana babalarının sözüne inanmamasına neden olur.

İSTENMEYEN DAVRANIŞLARI NASIL AZALTIRSINIZ?

Sonunda pes edip ödüllendirdiğinizde çocuğun istemediğiniz davranışını sürdürmesini sağlamış olursunuz. Eğer her seferinde şeker almak için çığlık atmasını istemiyorsanız çığlıklarını duymazlıktan gelin ve böylece sizin söylediğinizi yapan biri olduğunuzu öğrensin.

Eğer beş on dakika sonra pes ederseniz eğer o süre boyunca bağırırsa sizin sonunda boyun eğeceğinizi öğrenecektir. Bu nedenle pes etmeden sonuna kadar gidebilmelisiniz.

Genellikle ana babalar yalnızca çocukların olumsuz davranışlarını onların tutturucu hallerini görürler, sorun çıkarmadığı iyi davrandığı zamanları farketmezler. Halbuki istediğiniz davranışı övmeniz ve istemediğiniz davranışı görmezden gelmeniz gerekir.

NASIL DAVRANAN BİR ÇOCUK İSTERSİNİZ

1. Net ve açık kurallar koyun: Örneğin yatağa yatış saati, yemek zamanları belli değişmez düzen içinde gerçekleşsin.Bu tür bir değişmezlik çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar. Neyin kabul edilir, neyin kabul edilemez olduğunu çocuk daha iyi bilir. Evdeki tüm erişkinlerin bu kurallar konusunda anlaşması gereklidir. Farklı ve uyumsuz mesajlar çocuğun kafasını karıştırır.

2. Yapmasını istediğiniz şeyleri net ve tutarlı biçimde anlatın.Çocuğunuzun sizin ne söylediğinizi tam anladığından emin misiniz?

3. Yeni istenen davranışlar öğretin:

a) Yönlendirme: Göstererek, yardımcı olarak ve yapabilmesine izin vererek yeni bir davranış öğretebilirsiniz

b) Her seferde tek bir adım: Zor işleri daha küçük adımlara bölerek çocuğun her seferde bir adım öğrenmesini sağlayabilirsiniz.

c) Başkalarından öğrenme: Çocuklar ana babalarını örnek alır onlar gibi davranırlar.

d) Çocuğunuzun sizin istediğiniz gibi bir şey yaptığını farketmeye dikkat edin ve onu hemen övün.

ÇOCUĞUNUZA DUYGULARIYLA NASIL BAŞ EDECEĞİNİÖĞRETİN

1. Çocuğunuzun size anlattıklarını dikkatle ve sessizce dinleyin

2. Onların duygularını anladığınızı kısaca ifade edin ( evet, anladım gibi)

3. Çocuğunuzun tanımlamaya çalıştığı duygusunun adını koyun. (çok kırılmış olmalısın vs.. gibi)

Unutmayın : Tüm duygular kabul edilebilir ancak bazı davranışlar kabul edilemez ve sınırlanmalıdır.

ELEŞTİRİ DEĞİL İŞBİRLİĞİ

Çocuğunuza olumlu tutumları öğretirken eleştiri yerine işbirliği yaparak  birlikte çalışın. Şunları yapmaktan kaçının:

1. Suçlamak

" Yine kardeşini ağlattın. "

2. İsim takmak

" Kıskanç bir çocuksun"

3. Tehdit etmek:

" Bunu bir daha yaparsan seni evden atarım"

4. Emir vermek:

" Hemen derslerini bitirmeni istiyorum"

5. Konferans çekmek:

" Kardeşini üzmenin ne kadar kötü bir davranış olduğunu bilmiyor musun,böyle yaparsan ilerde de kimseyle geçinemezsin. "

6. Uyarılar:

" O duvara çıkma, düşersin"

7. Acındırma cümleleri:

" Böyle davranman yüzünden hastalanıyorum, görmüyor musun? Senin yüzünden ölüp gideceğim."

8. Kıyaslamalar:

" Komşunun kızları ne kadar iyi notlar alıyor, sen neden onlar gibi değilsin?"

9. Alay etme:

" Dersini ne kadar da çabuk bitiriverdin, sen bir dahi olmalısın. "

10. Geleceğe yönelik tahminler:

" Böyle gidersen sen adam olamazsın."

SORUNLARLA BAŞETMEK İÇİN NE YAPABİLİRSİNİZ?

1. Problemi tanımlayın

" Koridor çamur içinde kalmış"

2. Bilgi verin:

" Çamurlu ayakkabıların eve girmeden önce çıkması iyi olur."

3. İsteğinizi kısaca tek kelimeyle belirtin:

" Ayakkabılar"

4. Kendi duygularınızı anlatın:

" Silip temizlediğim yerleri çamur içinde görünce çok kızıyorum"

5 . Hatırlatıcı notlar yazın:

" Lütfen eve girer girmez ayakkabılarınızı çıkarın"

CEZALANDIRMAK YERİNE NELERYAPILABİLİR:

1. O andaki duygunuzu çocuğun kişiliğine saldırmadan net şekilde anlatın:

" Notlarının düşük olmasına çok üzüldüm."

2. Kendi beklentinizi ifade edin:

" İkinci dönem notlarının daha yükseleceğini umarım"

3. Çocuğa kendini affettirme yolu gösterin:

" Derslerine daha fazla zaman ayırarak bunu halledebilirsin"

4. Çocuğunuza seçme şansı verin:

" Kendin çalışabilirsin ya da sana derslerinde yardımcı olacak birisi olabilir, nasıl istersin?"

5. Problemi çözmek için birlikte çalışın:

a) Çocuğunuzun duygularını konuşun

" Bu karne senin için de çok üzücü olmalı"

b) Çocuğunuzu bu konuda birlikte bir çözüm üretmeye teşvik edin

" Bu sorunu çözmek için sen neler düşünüyorsun?"

c) Ortaya çıkan fikirlerin listesini yapın ve bu fikirler içinden hangilerini uygulamaya koyacağınıza birlikte karar verin.

" Evet , bu söylediğini yapabiliriz."

d) İzleyin ve eyleme geçin:

" Bu söylediğini gerçekleştirmek için bir plan yapalım. "

e) Hiçbir zaman çocuğun sizi suçlamasına izin vermeyin:

" Sen hiç beni çalıştırmadın."

" Suçlama yok. Burada nasıl bir çözüm üretebileceğimizi düşünmeye çalışıyoruz."

ÖVGÜ

Övgüler çocuğun kendine güvenini arttırır ve yaptığı işe daha da hevesle sarılmasını sağlar.

Överken şunlara dikkat edin:

1. Genel şeylerden kaçının. Onun yerine gördüğünüz şeyi tanımlayın.

" Çok güzel bir resim yapmışsın " yerine " Bu resimde canlı renkler bir arada kullanılmış"

2. Geleceğe yönelik yansıtmalar yapmayın, şimdiye yönelin:

" Sen büyük bir ressam olacaksın" yerine" Bu resim üzerinde gerçekten sabırla uğraştın."

3. Kendi duygularınızı anlatın:

" Bu resme bakmak içimi sevinçle dolduruyor."

4. Çocuğun övülmeye değer davranışını kısaca tanımlayın:

" Bu resim çok özenli bir çalışmanın ürünü."

 alıntıdır

Yorum (3) Yorum yaz!