TAŞINDIK

Değerli öğrencilerim ve blogumu takip edenler.

www.cocukvegelisimi.com adresinde bir portal oluşturdum ve aynı zamanda http://forum.cocukvegelisimi.com da bir forum sitesi açtık.

Artık tüm yazılarıma yukarıdaki sitelerden devam edeceğim.

Forum sitesine kayıtlarınızı bekliyorum.

Yorum (1) Yorum yaz!

Dün üniversite yerleştirme sonuçları açıklandı, bende beklediğim haberi aldım:) geçen yıl mezun olan öğrencilerimden dört tanesinin üniversiteyi, hemde istedikleri bölümleri kazandığını öğrendim ve çokkkk mutlu oldum. Sizleri tebrik ediyorum ve üniversite hayatınızda başarılar diliyorum.
Haber alamadıklarımda  varsa onlarıda tebrik ediyorum

Yorum (yok) Yorum yaz!

                    ÖZEL EĞİTİMİN TANIMI VE ÖNEMİ

   Özel eğitim, özel eğitim gerektiren bireylerin eğitim ihtiyaçlarını karşılamak için özel olarak yetiştirilmiş personel, geliştirilmiş eğitim programları ve yöntemleri ile onların özür ve özelliklerine uygun ortamlarda sürdürülen eğitimdir.

   Özel gereksinimi olan bireylerin, mümkün olan en erken dönemde, gereksinimlerine uygun eğitim ortamlarında, uygun yöntemler ve araç-gereçler kullanılarak desteklenmesi var olan kapasitelerini en üst seviyede kullanabilmeleri açısından önemlidir. Ayrıca bu bireylerin toplumca kendilerinden beklenen rol ve sorumluluklar ile gelişimsel görevlerini yerine getirebilmeleri, kendilerine en uygun özel eğitim hizmetinden yararlanabilmelerine bağlıdır.

 

                            ÖZEL EĞİTİMİN İLKELERİ

1)    Özel eğitim gerektiren tüm bireyler, ilgi, istek, yeterlilik ve yetenekleri doğrultusunda ve ölçüsünde özel eğitim hizmetlerinden yararlandırılır.

2)    Özel eğitime erken başlamak esastır.

3)    Özel eğitim hizmetleri, özel eğitim gerektiren bireyleri sosyal ve fiziksel çevrelerinden mümkün olduğu kadar ayırmadan planlanır ve yürütülür.

4)    Özel eğitim gerektiren bireyler için bireysel eğitim planı geliştirilmesi ve eğitim programlarının bireyselleştirilerek uygulanması esastır.

5)    Ailelerin, özel eğitim sürecinin her boyutuna aktif katılımlarının sağlanması esastır.

6)    Özel eğitim politikalarının geliştirilmesinde, özel eğitim gerektiren bireylerin örgütlerinin görüşlerine önem verilir.

7)    Özel eğitim hizmetleri, özel eğitim gerektiren bireylerin toplumla etkileşim ve karşılıklı uyum sağlama sürecini kapsayacak şekilde planlanır.

 

            BİREYSEL EĞİTİM PLANI (BEP) GELİŞTİRME

 

1)    Önemi ve İçeriği

   Ülkemizde her ne kadar sistemli bir şekilde uygulamasına rastlanmakla birlikte, Bireysel Eğitim Planı (BEP) özürlü ya da özel eğitim programına ve düzenine gereksinim duyan her bir çocuk için geliştirilmiştir. Bireysel Eğitim Planı özürlü çocuklara erken müdahale hizmetleri sağlayan bir çeşit ayrıntılı plandır. BEP; hedefleri, içeriği,  uygulamayı ve programın değerlendirilmesini kapsamaktadır. BEP güçlükleri olan çocukların ihtiyaçlarına ve yeteneklerine uygun bir eğitim sağlanması bakımından büyük önem taşımaktadır.

 

      BİREYSEL EĞİTİM PLANI GELİŞTİRME SAFHALARI

1)    Gönderme (havale)

2)    Ön teşhis

3)    Disiplinler arası Değerlendirme

4)    Bireysel Eğitim Planının Yazılması

 

 

 

                            ÖZEL EĞİTİMİN TARİHÇESİ

   ( 1700 – 1800 )

  • İlk sağırlar okulu 1755 yılında Fransa’da açılmıştır.
  • Özürlüler alanında ilk çalışmalar görme engelliler ve görme özürlüler alanında yapılmıştır. İlk 1873 yılında Paris’te körler okulu açılmıştır.
  • Bu okulu Almanya, Avusturya, Rusya izlemiştir.
  • 1830’larda Dr. Samwel Howe en çok birer yıl ara ile Boston, New York, Philadelphia körler okulunu açmıştır.

( 1800 – 1900 )

  • Grati efendi 1889’da İstanbul’da Sultan Ahmet’de Ticaret Mektebi’nin bir kanadında sağırlar okulu açmış daha sonra körler okulu eklenmiştir.
  • Özel eğitim alanında ilk kez bilinçli ve sistemli olarak 1889 yılında İstanbul Ticaret Okulu bünyesinde sağırlar okulu açılmıştır.

( 1900 – 1930 )

  • Cumhuriyete geçiş döneminde 1920’de İzmir Karşıyaka’da bir gönüllü kuruluş sağır, dilsiz, körler okulunun açılışını yapmıştır.

( 1930 – 1950 )

  • 28 Eylül 1945 tarihinde onaylanan Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın temel amacı, insan hak ve özgürlüklerini hiçbir ayrım gözetmeksizin insanların lehine kullanılmasını sağlamak konusunda uluslar arası işbirliğini sağlamaktır.
  • UNESCO 4 Kasım 1946 tarihinde kurulmuştur, merkezi Paris’tir. Amacı, insan haklarına saygı, eğitim hakkı, her türlü ayrımcılığa karşı mücadele, barışın korunması, yeni bir uluslar arası ekonomik düzenin kurulması gibi ilkelerin geliştirilmesi eyleme geçirme yolunda çaba harcamaktır.
  • UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) 1946 yılında üçüncü dünya ülkelerinin çocuklarına yardım sağlamak amacıyla kurulmuştur.
  • WHO (Dünya Sağlık Örgütü) 22 Temmuz 1946 tarihinde kurulmuştur. Salgın hastalıklara karşı hastalık kaynaklarının kaldırılması ve yaygınlaştırılmış aşamalar yoluyla başarılı çalışmalar yapmıştır. Türkiye, 1947 tarihinde bu örgüte katılmıştır.
  • İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, 10 Aralık 1948 tarihinde BM kurulu tarafından kabul edilen ‘’ insanlık ailesinin bütün üyeleri’’ nin medeni, siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel haklarını ilan eden İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin hukuksal olduğu kadar siyasi açısından da zorlayıcı bir gücü vardır.
  • 1949 yılında çıkarılan ‘’Korunmaya Muhtaç Çocuklar Yasası’’ ile yatılı özel eğitim kurumları için yasal koşullar hazırlanmıştır.
  • 1950’li yıllarda Altı Nokta Körler Derneği Eğitime ve Kalkındırma Derneği kurulmuştur.

  ( 1950 – 1970 )

  • 1961 Anayasası, engellilerin üretken haline getirilmesi ve özel eğitime ilişkin maddeler açıkça yer alırken İlköğretim yasası’na özel eğitimle ilgili hükümler konulmuş ve yasaya dayanılarak ilk defa özel eğitim yönetmeliği çıkartılmıştır.
  • 1965 yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi bünyesinde ‘’Özel Eğitim Bölümü’’ kurularak alanın gereksinimi olan özel eğitim öğretmenleri üniversite düzeyinde karşılanmaya başlamıştır.

( 1970 – 1980 )

  • 9 Aralık 1975 tarihinde Sakat Kişilerin Hakları Bildirgesi insan Hakları Bildirgesine ek olarak kabul edilmiştir.

 

  

Yorum (1) Yorum yaz!

                     OKUL ÖNCESİ EĞİTİM VE ÖNEMİ

 

   Okul öncesi eğitim; çocuğun doğduğu günden temel eğitime başladığı güne kadar geçen sıfır-altı yaş arasındaki dönemi kapsayan ve çocukların daha sonraki yaşamlarında çok önemli bir yeri olan; bedensel, psikomotor, sosyal-duygusal, zihinsel ve dil gelişimlerinin büyük ölçüde tamamlandığı, bu doğrultuda kişiliğin şekillendiği ‘’Erken Çocukluk Çağı’’ diye de adlandırılan gelişim ve eğitim süreci olarak tanımlanabilir.

   Okul öncesi eğitim ailede ve kurumlarda verilmektedir. Başlangıçta çocuğun gelişiminde aile ve çevresi birinci derecede etkili olmakla birlikte daha sonraki yıllarda aile çevresi çocuğun tüm gelişim ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalabilir. Bu durumda devreye, çocukların yaşıtlarıyla kendi çevrelerini oluşturup gelişimlerini en sağlıklı, en doğal biçimde yaşayabilecekleri bir ortam sağlayan okul öncesi eğitim kurumları girmektedir. Okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan programlar çocuğa sunulan ortam planlı, sistemli, çocukların yaş ve gelişim özelliklerini destekleyici nitelikte olduğundan kurumlarda verilen okul öncesi eğitim önem taşır.

   Okul öncesi eğitim çocuğun, kendi bedensel yapısını tanıması, özbakım ihtiyaçlarını karşılayabilmesi ve vücudunu etkin bir biçimde kullanabilmesine yardımcı olur.

   Toplumsal gelişim açısından bakıldığında çocuğun bireysel yeteneklerine, ilgi, ihtiyaç ve gelişim düzeylerine uygun hazırlanan programlar aracılığıyla sunulan etkinliklerde; grup içine katılmasında, sağlıklı ilişkiler kurmasında, günlük yaşamdaki gerekli kurları öğrenerek temel alışkanlıklar kazanmasında, kendine ve başkalarına olumlu tavır geliştirmesinde okul öncesi eğitim önemli rol oynar. Bu etkinliklerde çocuklar ayrıca, paylaşma, yardımlaşma, dayanılma gibi sosyal becerileri de kazanırlar.  

   Okul öncesi eğitim; çocuğun cinsel kimliğini kazanarak, benlik kavramını geliştirmesini ve kendini ifade etmesine fırsat verecek ortamlar hazırlayarak özdenetimini geliştirmesini ve kendine güvenli bağımsız bir kişilik kazanmasını destekler.

   Ayrıca, çevre uyarıcıları sunarak çocuğun akıl yürütme yeteneğini, yaratıcılığını ve hayal gücünün gelişimini sağlamada Okul öncesi eğitim etkilidir.

   Okul öncesi eğitim, çocuğun çevresindeki kişilerle sağlıklı sağlıklı iletişim kurmasına, duygu ve düşüncelerini karşısındakine rahatlıkla ifade edebilmesine fırsat vererek dil becerilerini geliştirir.

   Okul öncesi eğitim, elverişsiz çevre koşulları nedeniyle eğitimden yoksun kalan çocukların olumsuzluklarından etkilenmelerini engelleyerek, onlara da diğer çocuklarla eşit eğitim olanakları sağlar.

   Sonuç olara; iyi hazırlanmış eğitim programları aracılığıyla verilen okul öncesi eğitim,çocuğun sağlıklı kişilik geliştirmesini sağlayarak çevreye uyumunu kolaylaştırır ve onu gelecekteki yaşamına hazırlar.

 

                    OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN AMAÇLARI

 

   Okul öncesi eğitiminin amaç ve görevleri, milli eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak;

1)      Çocukların beden, zihin ve duygu gelişmesini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak,

2)      Onları ilköğretime hazırlamak,

3)      Şartları elverişsiz çevrelerden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetiştirme ortamı yaratmak,

4)      Çocukların Türkçe’yi doğru ve güzel konuşmalarını sağlamaktır.

 

                 OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN TEMEL İLKELERİ

  

   Okul öncesi dönem yaşamın temelidir. Bu dönemde öğrenme hızı çok yüksektir. Bir yaş grubunun genel gelişim özellikleri o yaş grubundaki tüm çocuklar için ortaktır; ancak her çocuğun kendine özgü olduğu da unutulmamalıdır. Okul öncesi eğitim bazı ilkelere dayanmaktadır. Bu ilkeler şunlardır;

1)      Okul öncesi eğitim çocuğun gereksinimlerine ve bireysel farklılıklarına uygun olmalıdır.

2)      Okul öncesi eğitim çocuğun psikomotor, sosyal-duygusal, dil ve bilişsel gelişimini desteklemeli, özbakım becerilerini kazandırmalı ve onu ilköğretime hazır duruma getirmelidir.

3)      Okul öncesi eğitim kurumlarında çocukların gereksinimlerini karşılamak amacıyla demokratik eğitim anlayışına uygun eğitim ortamları hazırlanmalıdır.

4)      Etkinlikler düzenlenirken çocukların ilgi ve gereksinimlerinin yanı sıra çevrenin ve okulun olanakları da göz önünde bulundurulmalıdır.

5)      Eğitim sürecinde çocuğun bildiklerinden başlanmalı ve deneyerek öğrenmesine olanak tanınmalıdır.

6)      Çocukların Türkçe’yi doğru ve güzel konuşmalarına gereken önem verilmelidir.

7)      Okul öncesi dönemde verilen eğitim ile çocukların sevgi, saygı, işbirliği, sorumluluk, hoşgörü, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma duygu ve davranışları geliştirilmelidir.

8)      Eğitim, çocuğun kendine saygı ve güven duymasını sağlamalı, ona öz denetim kazandırmalıdır.

9)      Oyun bu yaş grubundaki çocuklar için en uygun öğrenme yöntemidir. Tüm etkinlikler oyun temelli düzenlenmelidir.

10)  Çocuklarla iletişimde, onların kişiliğini zedeleyici şekilde davranmamalı, baskı ve kısıtlamalara yer verilmemelidir.

11)  Çocukların bağımsız davranışlar geliştirmesi desteklenmeli, yardıma gereksinim duyduklarında yetişkin desteği, rehberliği ve güven verici yakınlığı sağlanmalıdır.

12)  Çocukların kendilerinin ve başkalarının duygularını fark etmesi desteklenmelidir.

13)  Çocukların hayal güçleri, yaratıcı ve eleştirel düşünme becerileri, iletişim kurma ve duygularını anlatabilme davranışları geliştirilmelidir.

14)  Programlar hazırlanırken aile ve içinde bulunulan çevrenin özellikleri dikkate alınmalıdır.

15)  Eğitim sürecine çocuğun ve ailenin etkin katılımı sağlanmalıdır.

16)  Okul öncesi eğitimde çocuğun gelişimi ve okul öncesi eğitim programı düzenli olarak değerlendirilmelidir.

17)  Okul öncesi eğitimde değerlendirme sonuçları çocukların, öğretmenin ve programın geliştirilmesi amacıyla etkin olarak kullanılmalıdır.

 

                      OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN TARİHÇESİ

Dünyada okul öncesi eğitim: Okul öncesi eğitim kavramı, çocuk gelişimi alanındaki ilk çalışmalarla birlikte ortaya çıkmıştır. Çocuk gelişimi konusunda ilk çalışmaları yapanlar tıp doktorları ve sosyal reformcular olmuştur.

   Johann Pestalozzi’nin 1774 yılında; kendi çocuğu üzerindeki gözlemlerine dayanarak yaptığı çalışma, çocuk gelişimi ile ilgili ilk bilimsel kayıt olarak kabul edilmektedir.

   Okul öncesi eğitimin gerekliliğine inanan Alman eğitimci Friedrich Wilhelm Froebel’dir. Froebel, 1840 yılında Almanya’da ‘’Kindergarten’’ (Çocuk Bahçesi) adını verdiği ilk anaokulunu açmıştır.

   Çocuk eğitimi konusunda büyük katkılarda bulunan İtalyan eğitimci Maria Montessori zihinsel engelli çocuklarla ilgilenmiş ve uyguladığı yöntemlerle normal çocukların gelişiminde de daha iyi sonuçlar alınabileceğini savunmuştur. Roma’da 1907’de ilk ‘’Çocuk Evi’’ni açmıştır.

   Froebel ve Montessori’den sonra diğer ülkelerde de Okul Öncesi kurumları açılmaya başlamıştır.İlk ‘’yuva’’ 1911’de Londra’da açılmıştır.

   Amerida’da Arnold Gesell ve arkadaşlarının 1920-1930 yılları arasında yaptığı çalışmalar, çocuklardaki fiziksel ve motor gelişim aşamalarına dikkati çekmiştir. Harriat Johnson, okul öncesi eğitiminde, fiziksel gelişim için gerekli araç ve gereçlerin çeşitleri üzerinde yeni öneriler getirmiştir.

 

 Türkiye’de Okul Öncesi Eğitim:Türkiye’de Cumhuriyet döneminden önce küçük yaştaki çocukların eğitimi ile ilgili çalışmalar 15. yüzyılda, Fatih Sultan Mehmet zamanına kadar uzanır. Bu dönemde vakıflar aracılığı ile kurulan, eğitim kurumları arasında yer alan ‘’Sıbyan Okulları’’ bir anlamda okul öncesi eğitim kurumlarının ilk örnekleri sayılabilirler. Osmanlı döneminde yerli halk için olmamakla birlikte azınlıklar ve yabancılar için büyük kentlerde anaokullarının açıldığı görülür.

   1913-1917 yılları arasında İmparatorluk sınırları içerisinde resmi anaokulları açılmıştır.

   Emrullah Efendi’nin nazırlığında 1913 yılında çıkarılan ‘’Tedrisat-ı İptidaiye Kanunu Muvakkatı’’ (Geçici İlköğretim Kanunu) ile anaokullarının ülkenin her yerine yaygınlaştırılması emredilmiştir. Bu kanunda Ana Mektepleri ve Sıbyan Sınıfları’nın ilköğretime bağlı olduğu belirtilmiştir.

   Cumhuriyet ilan edildiği tarihte, yaklaşık 80 anaokulu bulunuyordu.

   1927-1928 öğretim yılında Ankara’da öğretim süresi iki yıl olan Ana Öğretmen Okulu açılmıştır. 1930-1931 yılına kadar faaliyet gösteren bu okul da kapatılmıştır.

   1992 yılında 3797 sayılı kanunla Merkez Teşkilatı bünyesinde yeni bir birim olarak ‘’Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürlüğü’’ kurulmuştur.

 

                          OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMLARI    

1)    Kreş  = 0 – 2 yaş

2)    Yuva = 2 – 3 yaş

3)    Anaokulu = 3 – 4 yaş

4)    Anasınıfı  = 5 - 6 yaş

 

  KURULUŞ AMAÇLARINA GÖRE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM       

                        KURUMLARININ ÇEŞİTLERİ

1)    Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okul öncesi eğitim kurumları;

 

a)      Bağımsız anaokulları

b)      İlköğretim bünyesindeki anasınıfları

c)      Kız Meslek Liseleri bünyesindeki uygulama anaokulları ve anasınıfları

 

2)    Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı okul öncesi eğitim kurumları:

a)      Çocuk yuvaları

b)      Çocuk bakımevleri

c)      Çocuk kulüpleri

d)      Çocuk evleri

 

3)    Üniversitelerin bünyelerindeki okul öncesi eğitim kurumları

4)    Çalışma Bakanlığına bağlı okul öncesi eğitim kurumları

5)    Vakıf, dernek ve kooperatiflere bağlı okul öncesi eğitim kurumları

  

  OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMLARINDA BİNA ÖZELLİKLERİ

 

1)    Binanın Yeri:

İyi bir okul öncesi eğitim kurumunun yeri şu özellikleri taşımalıdır:

 

  • Okul binası ulaşımı kolay ve merkezi bir yerde bulunmalıdır.
  • Okul binasının çevresinde çocuklar için tehlikeli olabilecek çukurlar, uçurumlar bulunmamalı, toprağı nemli kaygan olmamalıdır.
  • Okul binasının çevresi açık ve havalandırması kolay olmalı, binanın yakınında çevrenin havasını bozacak ve sağlığa zarar verecek tesisler bulunmamalıdır.
  • Bina gürültüden uzak, sessiz ve sakin bir yerde olmalıdır.
  • Binanın yakınında trafik akışına uygun gerekli önlemler alınmış olmalıdır.
  • Okul binasının kurulacağı yerin büyüklüğüne çocuk sayısı dikkate alınarak karar verilmelidir.

 

2)    Yapı Özellikleri:

Okul öncesi eğitim kurumlarının yapı özellikleri aşağıda sıralanmıştır:

 

  • Binanın çevresi duvar veya parmaklıkla çevrili olmalıdır.
  • Çocukların düşmemesi, herhangi bir tehlike duruma neden olmaması ve çocukların inip çıkarken çok fazla zorlanmamaları için bina tek katlı veya en fena iki katlı olmalıdır.
  • Bina içinde su ve kanalizasyon tesisatının sağlık koşullarına uygun olmasına dikkat edilmelidir.
  • Binada ısıtma ve havalandırma tesisatı bulunmalıdır.
  • Bina bölgenin iklim koşullarına uygun olarak yapılmalıdır.duvar, pencere, kapı, tavan, çatı yapıları sağlık ve güvenlik koşullarına uygun özellikler taşımalıdır.
  • Binanın tavan yüksekliği üç-üç buçuk metre olmalıdır. Tavanın çok yüksek olması ekonomik ve akustik yönden uygun olmamaktadır. Isıtılması ise güç olmaktadır.
  • Binanın tavanı açık renk bir boyayla boyanmalıdır.
  • Duvarlar kolay temizlenebilir yağlı boya veya yıkanabilir duvar kağıtları ile kaplanmalıdır.
  • Duvarlar ses ve ısı kaybına karşı yalıtımlı olmalıdır.
  • Duvarlarda kullanım amacına göre yumuşak ve dinlendirici pastel renkler veya yerine göre canlı ve parlak renkler kullanılmalıdır.

 

3)    Binanın Bölümleri Ve Özellikleri: 

Okul öncesi eğitim kurumu olarak düzenlenen bina şu bölümlerden oluşmalıdır:

 

A)    GİRİŞ: Ön girişte, çocukların binaya gelişleri ve gidişleri için saçaklı ve korunmalı bir kapı bulunmalıdır. Böyle bir kapı, çocukların yağmurlu ve karlı havalarda geliş ve gidişlerinde korunmalarını sağlar. Girişte, çocukların ailelerini, ailelerin çocukları bekleyeceği bir salon olmalıdır. Binanın girişi hoş görünür bir şekilde düzenlenmeli ve oyun odasına doğrudan giriş olmalıdır.

 

B)    BÜRO: okul öncesi eğitim müdürü için büro bulunmalı. Bu büroda yönetim işleriyle ilgili evrak ve dosyaları koymak için yeteri kadar dolap, sandalye ve masa bulunmalıdır.

 

C)    OYUN ODALARI: Binada, çocuk sayısına uygun bir şekilde düzenlenmiş oyun odaları bulunmalıdır. Oyun odalarının büyüklüğü binadan binaya değişiklik gösterebilir. Ancak oyun odasının büyük olması tercih edilen bir özelliktir. Bu özellikteki oyun odası çocukların rahat hareket etmelerini sağlar. Çevre uyarıcıları bu alanda istenilen şekilde düzenlenir. Çeşitli etkinliklerin yapılmasına imkan sağlar. Oyun odalarından bahçeye kolayca çıkılmalıdır. Oyun odasının yakınında duvara sabitleştirilmiş her çocuk için vestiyer bulunmalıdır.

 

D)    DİNLENME ODASI: Oyun odasını yanında, dinlenme ve uyku için gerekli yatakların bulunduğu bölümdür. Uyku ve dinlenme için ayrı bir bölümün bulunması şart değildir.

 

E)     MUTFAK: Sağlık kurallarına uygun, çocuk sayısının ihtiyacını karşılayacak büyüklükte bir mutfak olmalıdır.

 

F)     TUVALET VE LAVABO: Binada çocukların sayısına be boylarına uygun tuvalet ve lavabolar bulunmalıdır. Tuvalet ve lavabolara oyun odasından kolayca geçilebilmelidir. Okul öncesi eğitim kurumundaki personele ait tuvalet ve lavabolar da bulunmalıdır.

 

G)    DEPO: Okul öncesi eğitim kurumlarında araç-gereçlerin konulduğu genel bir depo ile her oyun odasına ait bir depo bulunmalıdır.

 

4)    Bahçe Düzeni:

  Bahçe çocuklar açısından okul öncesi eğitim kurumlarının en önemli bölümlerinden biridir. Açık hava oyunları çocuğun gelişiminde etkin rol oynamaktadır. Bu nedenle bahçenin iyi düzenlenmiş olmasına ve iyi seçilmiş araç gereçlerle donatılmasına dikkat edilmelidir. İdeal bir bahçenin büyüklüğü kurum binasının kapladığı alanın en az iki katı büyüklüğünde olmalıdır. Bahçenin büyüklüğünde çocuk sayısı da dikkate alınmalıdır.

  Bahçece çim alanlar, ekime uygun toprak alanlar, beton yollar ve kum havuzu ve ağaçlar bulunmalıdır.

 

    OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMLARINDA GÖREVLİ PERSONEL

   Okul öncesi eğitimde personel önemli bir yer tutar. Eğitimde başarının sağlanmasında personele büyük görevler düşer.

   A)Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Bulunması Gerekli Personelin Özellikleri,

Görev ve Sorumlulukları:

Okul öncesi eğitim kurumlarında görevlendirilecek personelin sayısı ve çeşidi okulun büyüklüğüne, fiziksel koşullarına, araç gereçlerin kullanım kolaylığı ya da zorluğuna göre farklılık gösterir. Genellikle okul öncesi eğitim kurumlarında şu personel görev yapar:

1)      Yönetici

2)      Öğretmen 

3)      Yardımcı Öğretmenler

4)      Sağlık Personeli

5)      Sosyal Hizmet Görevlisi

6)      Memur

7)      Hizmetli

8)      Ahçı

 

1)      YÖNETİCİ: Okul öncesi eğitim kurumunun tüm çalışmalarından ve gelişiminden sorumlu kişidir. Okul etkinliklerinin ana hedefe ulaşması, yöneticinin bilgi, deneyim ve sağduyusu ile beslenen otoritesiyle elde edilebilir. Kurum yöneticisi, bu alanda yüksek öğrenim görmüş olmalı ya da deneyimli öğretmenler arasından seçilmelidir.

İyi bir yöneticinin özellikleri ve görevleri şu şekilde sıralanabilir:

 

  • Alanında gerekli akademik kariyere sahip olmalı,
  • Ruh ve beden sağlığı yerinde olmalı,
  • Bilgili ve kültürlü olmalı, okul öncesi eğitim öğretmenlerinin kişisel gelişimlerine katkıda bulunmalı,
  • Öğretmenlerin gereksinimlerini anlayıp değerlendirmeli, onlara karşı saygı duymalı, sevmeli,
  • Konusu ile ilgili yayınları izlemeli, öğretmenlerine örnek olmalı,
  • Diğer yöneticiler ile diyalog halinde olmalı,
  • Demokrat ve hoşgörülü olmalı,
  • Çocukların bireysel özellik ve ihtiyaçlarına ağırlık veren bir ortamın yaratılmasını sağlamalı,
  • Personelin sorunlarına anlayışla yaklaşmalı, çözüm bulmalı, herkesin görevini severek yapabilmesi için mutlu bir ortam hazırlamalı,
  • Okul öncesi eğitim için belirli aralıklarla okulun işleyişi ve öğrencilerle ilgili toplantılar düzenlemeli,
  • Okul-aile işbirliğinin sağlıklı yürüyebilmesi için gerekli ortamı sağlayabilmeli,
  • Okul öncesi eğitimde uygulanacak plan-program denetlenmeli, gerekli düzeltmeler yapmalı,
  • Günlük çalışmaların düzenli ve zamanında yapılması için tüm personelin birbirini destekleyecek biçimde çalışmasını sağlamalı,
  • Her konuda dikkatli ve uyanık olmalı,
  • Davranış biçimi ile çalışanlara ve çocuklara örnek olmalı,
  • Yetkilerinin ve sorumluluklarının bilincinde olmalıdır.

 

2)      ÖĞRETMEN: Okul öncesi öğretmeni gruplardaki çocuklara en yakın , okulun

öğretim ve eğitiminin sorumlu kişidir. Çocuk için öğretmen öğreten, seven, dostluk gösteren, kısacası günün büyük bir bölümünde kendisinin ve arkadaşlarının ihtiyaçlarını yerine getirmek için çalışan bir insandır. Öğretmen öğrenim sürecinin temel öğesidir. Okul eğitimcilerin kalitesi ile orantılı olarak değer taşır. Öğretmen bilgilerinin sürekli yenilemeli ve zenginleştirmelidir. Öğretmen çocukla oynayan, şarkı söyleyen, sevinen, üzülen bir arkadaş olmalıdır. Öğretmen çocuk için model teşkil ettiğinden, görünümüne, davranışlarına ve düşüncelerine dikkat etmelidir. Öğretmen sınıf içinde olumlu modeller sergilemeli, olumsuz modelleri ise görmemezlikten gelmelidir.

   Okul öncesi eğitim kurumlarının görevleri arasında yer alan aileye destek çalışmalarında öğretmen etkili olmaktadır. Okul öncesi eğitim öğretmeni, çocuğun aile dışında karşılaştığı ilk yetişkindir.

   Okul öncesi eğitim etkinliklerinin amaçlarına ulaşması, herkesten ve her şeyden daha çok öğretmenin kişilik yapısına, öğretim teknikleri konusundaki bilgisine ve bu teknikleri uygulayışındaki esnek tutuma bağlıdır. Öğretmen okul öncesi eğitim konusunda yüksek öğretim görmüş olmalıdır.

   Öğretmenin özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Mesleğini bilinçli olarak seçmeli,
  • Mesleki bilgiye sahip olmalı,
  • Sabırlı, şefkatli, canlı, hareketli, güler yüzlü, sevecen ve ilgili olmalı,
  • Çocukları, insanları sevmeli, ruh ve beden sağlığı yerinde olmalı,
  • Çocukların ilgi ve ihtiyaçlarını, yaş ve gelişim özelliklerini bilmeli,
  • Genel kültür bilgisine sahip olmalı,
  • Yeniliğe ve değişikliğe açık olmalı,
  • Diğer okullardaki öğretmenlerle iletişim içinde olmalı,
  • Özel eğitime muhtaç çocukları belirlemeli ve bunların eğitimi için ilgililerle işbirliği yapmalı,
  • Türkçeyi doğru ve güzel konuşup yazmalı,
  • İnsan ilişkilerinde başarılı olmalı,
  • Çocukları, gelecekte yaratıcı, araştırıcı, çalışmayı seven bireyler olması için desteklemeli,
  • Çocukların gelişim düzeylerine uygun program hazırlamalı ve uygulamalı, programın sonuçlarına göre uygun gelişimsel değerlendirmeler yapabilmeli,
  • Düzenli ve tertipli olmalı,
  • Yaratıcı olmalı,
  • Ailelerle işbirliği içinde olmalı,
  • Alanı ile ilgili yayınları takip etmeli, seminer ve kurslara katılmalı,
  • Öğrencileri tanıma tekniklerini iyi bilmeli, gerekli dosyaları tutmalı ve sonuçlandırmalı,
  • Çocukta güven duygusunu geliştirebilmeyi, çocuğun olumlu benlik geliştirmesini desteklemelidir.

 

3)      YARDIMCI ÖĞRETMEN: Yardımcı öğretmenin özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Çocukları sevmeli,
  • Öğretmene her fırsatta yardımcı olmalı,
  • Çocuklara kendisini kabul ettirebilmeli,
  • Öğretmen-idareci ve diğer personelle iyi ilişkiler içinde bulunmalı,
  • Yorum (yok) Yorum yaz!

D U Y U R U

 

Sınav Tarihleri

 

Fen ve Doğa Etkinlikleri Modül Sınavı 27.05.2008

 

Erken Çocukluk ve Özel Eğitim İlke ve Kurumları Genel Sınav ve Modül Sınavı 28.05.2008

 

Program Dersi Uygulama Sınavı 04.06.2008

 

Drama Genel Sınav ve Modül Sınavı 09.06.2008

Bir Küçücük Oğlancık Varmış

Bir küçücük oğlancık bir gün okula başlamış 
Pek mi pek akıllıymış. 
Okulu da pek büyükmüş. 
Ama akıllı çocuk sınıfına dışarıdan kestirme bir yol bulmuş. 
Buna çok sevinmiş. 
Artık okul ona kocaman görünmüyormuş. 
Bir zaman sonra bir sabah Öğretmen demiş ki: 
"Bugün resim yapacağız". 
"Ne güzel" demiş çocuk. 
Resim yapmasını çok severmiş. 
Her türlüsünü de yaparmış: 
Aslanlar, kaplanlar, tavuklar, inekler, trenler, gemiler. 
Mum boyalarını çıkarmış ve çizmeye başlamış. 
Ama öğretmen "Durun" demiş. 
"Henüz başlamayın"! 
Ve herkes hazır olana kadar beklemiş. 
"Şimdi" demiş öğretmen, 
"Çiçek çizmesini öğreneceğiz". 
"İyi" demiş çocuk. 
Çiçek çizmeyi çok severmiş. 
Ve pek güzellerini yapmaya başlamış 
Pembe, mavi, portakal mum boyalarıyla. 
Ama öğretmen "Durun" demiş. 
"Size nasıl yapılacağını göstereceğim". 
Yeşil saplı kırmızı bir çiçek çizmiş. 
"İşte" demiş öğretmen. 
"Şimdi başlayabilirsiniz". 
Küçük çocuk bir öğretmeninin resmine bakmış 
Bir de kendininkine. 
Kendininkini daha bir sevmiş. 
Ama bunu söyleyememiş. 
Kağıdını çevirip Öğretmenininki gibi 
Yeşil saplı kırmızı bir çiçek çizmiş. 
Bir başka gün 
Küçük çocuk dışarıdan sınıfa açılan kapıyı 
Becerdiğinde tam bir başına açmayı 
Şöyle demiş öğretmen: 
"Bugün çamurdan bir şey yapacağız". 
"Ne iyi" demiş çocuk. 
Çamurla oynamayı çok severmiş. 
Her şeyi yapabilirmiş onunla: 
Yılanlar, kardan adamlar, filler, 
Fareler, arabalar, kamyonlar. 
Başlamış çamuru 
Yoğurup sıkıştırmaya. 
Ama öğretmen demiş: 
"Durun! Daha başlamayın!" 
Ve beklemiş hazır olmasını herkesin. 
"Şimdi" demiş öğretmen. 
"Bir çanak yapacağız". 
"Güzel" demiş çocuk. 
Çanak yapmasını çok severmiş. 
Ve başlamış yapmaya 
Boy boy, şekil şekil çanakları. 
Ama öğretmen "Durun" demiş: 
"Size nasıl yapılacağını göstereceğim". 
Ve de göstermiş herkese bir büyük çanağın nasıl yapılacağını. 
"İşte" demiş öğretmen 
"Artık başlayabilirsiniz". 
Küçük çocuk bir öğretmenin çanağına bakmış. 
Bir de kendininkine. 
Kendininkini daha bir sevmiş 
Ama bunu söyleyememiş. 
Topağını yuvarlayıp yeniden 
Yapmış öğretmeninki gibi 
Derin bir çanak. 
Ve çok geçmeden 
Küçük çocuk öğrenmiş beklemeyi, izlemeyi, 
Ve herşeyi öğretmen gibi yapmayı. 
Ve çok geçmeden 
Başlamış kendiliğinden hiçbir şey yapmamaya 
Ama birdenbire 
Taşınıvermişler başka bir eve, 
Başka bir şehirde, 
Ve çocuk gitmiş başka bir okula. 
Bu okul daha da büyükmüş 
Öbüründen. 
Kestirme yolu da yokmuş dışarıdan 
Büyük basamakları çıkmak 
Ve uzun koridorlardan geçmek gerekirmiş sınıfa kadar. 
Ve daha ilk gün 
Demiş ki öğretmen: 
"Şimdi resim yapacağız". 
"Güzel" demiş çocuk. 
Ve beklemiş öğretmeninin 
Ne yapacağını söylemesini 
Ancak öğretmen bir şey söylemeden başlamış dolaşmaya. 
Küçük çocuğa gelince durmuş. 
Sormuş: "Resim yapmak istemiyor musun?" 
"İstiyorum" demiş çocuk. 
"Ne yapacağız" 
"Ne istersen" demiş öğretmen 
"İstediğim renk mi?" demiş çocuk. 
"İstediğin renk demiş öğretmen. 
"Herkes aynı resmi yaparsa ve aynı renkleri kullanırsa 
kimin neyi yaptığını ve neyin ne olduğunu nasıl anlarım ben?" 
"Bilmem", demiş çocuk. 
Ve başlamış çizmeye. 
Yeşil saplı kırmızı bir çiçeği. 

Helen Buckley (Çeviri: Jale Onur)

Yorum (yok) Yorum yaz!

GEMS Nedir?

     GEMS – Great Explorations in Math and Science (Fende ve Matematikte Büyük Araştırmalar) – heyecan verici etkili fen ve matematik etkinliklerini sınıflara taşıyan kaliteli ve esnek bir ders programıdır. Fermuarlı bir çanta içinde gerçekleşen kimyasal tepkimeden dev boyutlu sabun köpüklerinin oluşturulmasına, uzaydan geldiği söylenen garip yeşil bir maddeden güneş ısısı deneylerine kadar bütün GEMS etkinliklerinin amacı, temel bilimsel kavram ve yöntemleri açıklarken hayal gücünü etkilemektir. İlk olarak Lawrence Bilim Merkezi’nde geliştirilmiş ve ardından ülke çapında yüzlerce öğretmen tarafından sınanmış olan GEMS öğretmen kılavuzları, öğretmenlerin en çok fayda sağlayabileceği şekilde güncelleştirilmektedir.

     GEMS etkinlikleri, kolayca elde edilebilen, ucuz malzemelerle gerçekleştirilir ve özel bir fen ya da matematik eğitimi almış olmanızı gerektirmez. Öğretmen kılavuzlarında, her bir ünitede kullanılacak malzemeler hakkında ayrıntılı bilgi verilmekte ve etkinliklere nasıl hazırlanılması gerektiği anlatılmaktadır. Ünitelerin işlenme süreleri öğrencilerinizin durumuna bağlı olacaktır, ama önerilen süre 2 – 12 derstir. Ortalama bir ünitenin hangi sınıflar için önerildiği belirtilmektedir. Üniteler anasınıfından başlayarak onuncu sınıfa kadar kullanılabilmektedir. Bununla beraber, birçok öğretmen, etkinlikleri daha küçük ya da daha büyük öğrencilere uyacak şekilde değiştirmiştir.

     GEMS üniteleri, fen bilgisi eğitiminde “gözetimli keşif” yönteminin en iyi yönlerini yansıtmaktadır. Gözetimli keşif yöntemi bireylerin öğrenime doğrudan katılımını vurgular. Bu tür etkinlikler, sadece ders kitaplarının kullanıldığı yönteme oranla daha fazla güdülenme yaratmakta ve bilim adamlarının gerçekte ne yaptığının daha gerçekçi bir şekilde anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır. Daha da önemlisi, GEMS etkinlikleri öğrencilerin temel fen ve matematik kavramlarını anlamalarını ve günlük yaşamlarında gerek duydukları sorgulama alışkanlığını edinmelerini sağlamaktadır. GEMS “Bilim Şenliği Öğretmen Kılavuzları” sınıflarda gerçekleştirilebilecek bir dizi gösteriyi anlatmaktadır. Öğrenciler, ön planda oldukları rahat bir ortamda, belirli tek bir sonuca ulaşmalarının gerekmediği araştırmalarda görev almaktadır. Bilim şenlikleri okullarda ve kamuya açık alanlarda büyük gruplara yönelik olarak da düzenlenebilmektedir.

    

GEMS Projesinin Amaçları Nelerdir?

      GEMS Projesi şu amaçları gerçekleştirmek için etkinliğe dayanan bir yöntemi kullanmaktadır:

     - Bağımsız öğrenen ve eleştirel düşünebilen bireyler yaratmak.

·     - Öğrencilerin fen ve matematikteki öncü kavramları anlamalarını sağlamak.

·     - Temel fen ve matematik becerilerinin önemini göstermek.

     - Fen ve matematiğe karşı olumlu bir tutum edinilmesini sağlamak.  

     Hiç kuşkusuz bunlar ülkedeki birçok iyi öğretmenin de amaçları arasında yer almaktadır. Bu tür sonuçlara ulaşmak, en deneyimli fen bilgisi öğretmenleri için bile oldukça zorlayıcıdır. Bu kitap, bu amaçlara ulaşmak için çalışan sizlere, GEMS öğretmen kılavuzlarından daha çok faydalanabilmeniz için öneri ve bilgiler sunmaktadır. Bu kitabı herkes için daha da faydalı kılabilecek şekilde geliştirebilmemiz için yardımlarınızı bekliyoruz.

GEMS Yöntemi

 

     Tasarımları gereği GEMS etkinlikleri eylemle başlar. Kavramlar, öğrenciler konuyla tanıştıktan ve konu hakkında bir fikre sahip olup soru sormaya başladıktan sonra tartışılmaktadır. Önce yapıp sonra açıklamak şeklindeki bu yöntem, öğrencinin kendiliğinden harekete geçmesini, konunun temelindeki kavram ve fikirleri anlamak için gereken deneyimi edinmesini ve eleştirel düşünmesini sağlamaktadır. İdeal olarak öğrencileriniz, bu etkinliği gerçekleştirerek anlamalarını istediğiniz kavramlara sorularıyla kendiliklerinden yönelecektir.

 

     GEMS etkinlikleri öğrencilerin kendi başlarına buluş yapmalarına olanak tanımaktadır ve öğretmen kılavuzları size bu süreci destekleyip vurgulayan yöntemler önermektedir. Sizin kılavuzluğunuzdaki öğrenciler, sorgulamayı ve sonuç çıkarmayı öğrenerek daha iyi dünya modelleri oluşturacaktır. Bu gözetimli keşif yöntemi kısıtlı ders süresi içinde kavramları öğretmeniz ve işlem becerileri edindirmeniz için pratik bir yöntemdir.

 

     GEMS yöntemi sadece fen bilgisindeki işlem becerilerinin ve kavramların bir listesi değildir. Yaklaşım da önemlidir. Birçok öğrenci, lise çağına ulaştığında fen öğrenimi görmek isteyip istemediğine ve fende başarılı olup olmayacağına karar vermiş durumdadır. Her GEMS etkinliği öğrencilere fen bilgisinin eğlenceli olduğunu ve bilim yapabileceklerini göstermek için tasarlanmıştır. Bu yaklaşım, genel olarak bilime karşı olumlu bir görüş açısı yaratmak açısından olduğu kadar, öğrencilerinizin etkinlikler sırasında daha kapsamlı düşünmelerini sağlamak açısından da önem taşımaktadır.

 

     Bütün fen eğitimi programları belirli bir bilim görüşünü anlatır. GEMS etkinlikleri, bilimin yapısına ilişkin şu düşünceleri aktarmak için tasanlanmıştır:

 

·        Bilim sorgulamadır. Adli Tıp Kimyası’nda sorgulama bir hareket noktasından başlar: “Bu fidye notunu yazmak için hangi kalem kullanılmış?” Ooblek: Bilim Adamları Ne Yapar? dersinde öğrenciler hem sıvı hem de katı gibi görünen bir maddeyi araştırırlar. Öğrenciler doğal olarak, “Bu madde katı mı, yoksa sıvı mı? Dokunduğumda sert olmasına rağmen nasıl bu kadar akışkan olabiliyor? Bulunduğu yerden kaldırmaya kalkışırsam neler olacak?” gibi sorular sorarlar.

 

·        Bilim araştırmadır. GEMS etkinlikleri öğrencilerin kendi araştırmalarından doğan sorulara yanıtlar bulmasına kılavuzluk etmektedir. Öğrenciler, Balık Alanları Çizimi dersinde, sınıftaki akvaryumun ekolojik yapısını araştırmak için sistemli bir örnekleme tekniği kullanırlar. Kağıt Havlu Sınaması dersinde, hangi marka kağıt havlunun daha dayanıklı olduğunu bulmak için kendi deneylerini tasarlarlar.

 

·        Bilim ortak bir girişimdir. GEMS etkinlikleri, öğrencilerin takım halinde çalışmasını, bütün takımların deneyimlerine dayanan sonuçlar çıkartmasını ve bilimsel toplantılar düzenlemesini sağlayarak bilimsel gayreti harekete geçirmektedir. Örneğin Kovan Vızıltısı’nda ilkokul öğrencileri sınıfta bir arı kovanı yaparlar. Köpük – Bilim’de takımlar halindeki öğrenciler deterjan köpüklerinin çapını ölçer ve hangi marka deterjanın en büyük köpük balonunu çıkardığını saptamak için sınıf ortalamasını hesaplarlar. Lahana Kimyası’nda ev içindeki kimyasal maddeleri sınıflamak için bir toplantı düzenlerler. QUADICE bir takımdaki öğrencilerin diğer takımdakiler karşısında strateji geliştirmek için birbirlerine yardımcı oldukları ortak bir matematik oyunudur. Grup Çözümleri’nde, öğrenciler dört kişilik takımlar halinde, ancak hep birlikte çalışırlarsa çözebilecekleri problemlerin çözümünü bulmaya çalışırlar.

 

·        Bilim dünyanın anlamını bulmaktır. Bir bilim adamının amacı, olguları keşfetmek için sorulara yanıtlar bularak doğaya ve dünyaya gittikçe daha çok benzeyen modeller oluşturmaktır. GEMS üniteleri, öğrencilerin sorular sormasına, bu sorulara yanıt vermesine ve daha kapsamlı düşünsel modeller oluşturmasına yardımcı olan temel kavramları anlatmaktadır. Örneğin, Dünya, Ay ve Yıldızlar öğrencilerin dünyayı bir küre olarak algılamalarını ve bu modeli, ayın niçin biçim değiştirdiği ve dünyanın diğer tarafındaki insanların niçin düşmediği gibi soruları yanıtlarken kullanmalarını sağlamaktadır. Sıvı Araştırmaları’nda öğrenciler sıvıların özelliklerini öğrenerek maddeleri ve madde sınıflandırmalarını anlamaktadır.

 

Bilim Eğitimi Stratejileri

 

Sorular Niçin Bu Kadar Önemlidir?

 

     Öğretmenler değişik nedenlerden ötürü soru sorarlar. Öğrencilerin belirli bir konu hakkında o anda neler bildiklerini veya neler düşündüklerini bilmek isteyebilirler. Gördükleri, işittikleri, öğrendikleri şeylerin bazı özellikleri üzerinde dikkatlerini yoğunlaştırmaları için soruları kullanabilirler. Sorular aynı zamanda öğrencilerin sınıftaki deneyimleriyle diğer deneyimleri arasında bağlantı kurmalarına yardımcı olarak hatırladıkları diğer bilgi ve düşüncelerle işlenen konu arasında ilişki kurmalarını sağlamaktadır. Sorular öğrencilere kendi kendilerine mantık yürütme, gerçeklerle düşünceleri birleştirme ve sonuç çıkarma ya da kuram oluşturma fırsatı tanımaktadır. Soru sormakla bilimin en önemli aşamalarından biri olan kendi düşüncelerimizin ve sonuçlarımızın sorgulanması modelini de oluşturmaktayız.

 

     “İyi” sorular sormayı öğrenmek eğitimin en zorlayıcı yönlerinden biridir. İyi sorular konusunda hepimizin katılabileceği bazı düşünceler şunlardır: Bir tek yanıtı olmayan, “Niçin Ooblek’in akışkan olduğunu düşünüyorsun?” gibi  sorular, belirli bir tek yanıtı olan “Sıvının tanımı nedir?” gibi sorulara oranla öğrencilerin yaratıcı düşüncelerini daha çok desteklemektedir. Bazı sorular daha kapsamalı düşünmeyi gerektirmektedir ve böylece öğrenciler incelemeye, değerlendirmeye ve bilgileri yeni bir yolla birleştirmeye zorlanmaktadırlar. Diğer sorular sadece bilgi isterler. Her sorunun kendine göre bir yeri vardır.

 

     GEMS etkinlikleri öğrencilerin daha kapsamlı düşünmesini sağlayan uygun sorular önermektedir. Ama siz yine de sık sık, öğrencilerin söylediği ve yaptığı şeylere karşılık sorular oluşturmak zorunda kalacaksınız. Bir öğrenci size bir soru sorduğunda genellikle ilk strateji, “Bu iyi bir soru. Sen ne düşünüyorsun?” demektir. İkinci strateji, diğer öğrencilere düşüncelerini sormaktır. (Tanıdığımız bazı öğretmenler bütün öğrencilerin sorularını öğretmene sormadan önce, sıralarında birbirlerine sormalarını rahat sorgulama yapmakta ve düşüncelerini netleştirmek için kavramları daha rahat açıklamaktadır. Bir ortaklık oluşturulduğunda, kendi içlerinde türdeş olmayan küçük gruplar, bireysel farklı göz önünde bulundurmadan, diğerlerine karşı olumlu tavırlar sergilemektedirler.

 

MATH THEIR WAY

 

     Oyunla matematik programı. California Üniversitesi’nin desteklediği anaokulundan  6. sınıfa kadar matematik eğitiminde öğrencinin çalışmaya  katılımını sağlayan aktif matematik eğitimi sağlamaktadır. Küçük yaşlardan itibaren sayı kavramı ile tanışma, karşılaştırma yapma, gruplama yapma, tahminde bulunma, dizi, seri oluşturma, işlem özelliklerini anlama gibi matematikteki temel zihinsel süreçleri göz önüne alarak etkinlikler hazırlanmış.Aktiviteler Amerika’daki merkezden öğretmenlere atölye çalışmaları düzenleyerek öğretilir, özel malzemelerle  etkinlikler yapılır.Gems fen-matematik programı ile birbirini tamamlamaktadır.Özellikle 1. ve 2. sınıf öğrencileri matematik kavramları ile yeni tanışacağından  bu program hem öğrencilerin matematikten zevk almalarını sağlamakta, hem de daha sonraki eğitimlerinde matematiğe karşı olumlu bir tutum edinmelerinin sağlamaktadır.

 

     Milli Eğitim Bakanlığının  bütün okullarda uygulanan yeni matematik programı malzemeleri ve hedefleri ile uyuşmaktadır. Bu program aktiviteler konusunda öğretmenleri y bilgilendirebilir ve yöntem konusunda yardımcı olabilir. Programla ilgili uygulamalar sonucuna göre aktiviteye dayalı matematik eğitimi öğrencilerin temel kavramları doğru anlamalarına, 4 işlem becerisinin gelişmesine ve matematik dersinin çok sevmelerini sağlamaktadır.

Yorum (3) Yorum yaz!